|
YÖREMİZİN EKONOMİK YAPISI/ Elazığ Sanayisi ve Ticari Yapısı
Siyaset in bir diğer adı ise çıkar yada menfaattir. Elazığ artık kendi menfaatlerini gözetmek zorundadır. Bir esnafımızın dediği gibi, “Tunceli-Diyarbakır-Malatya yollarını bir ay kapayalım bu şehir köy olduğunun farkına varacaktır”. Acı ama gerçek. Organize sanayi bölgesinde çokça fabrika görmek her vekil her Elazığlı ister. Sürekli değinilen Malatya, Antep sanayisi ve bu sanayi bölgelerini katlamasa da eşdeğer olabilecek potansiyel, kapital güç ve beyinler Elazığ’da var. Teşvik yasası için hiçbir şey yapılmadı demekten ziyade eksik ve yanlış strateji izlendi diyebiliriz. Elazığ’ın ekonomi ve sosyal olarak kalkınmasının önceliği, sanayi bölgesinde tüten bacaların çoğalmasıyla başlar.
İşsizlik ve sürekli sektörel değişim yaşayan, sektörlerin benzerliklerinden kaynaklanan tıkanma ve etkin kullanılmayan PARA kaybı ile değişen ve yıpranan bir ticari yapı var Elazığ’da. Bir yazımda bahsettiğim bu noktada bazı organların devreye girmeleri ile bu yıpranma minimum olmasa da alt bir düzeye çekilebilir. Ticari yapısı aşırı dışarı bağımlı olan Elazığ artık üretimde bir çok basit ürünü üretmedikçe ve bu tür yapılanmalara destek olmadıkça bizler yine “Elazığ çok pahalı, Malatya ucuz” söylemlerine devam ederiz. Balık tutmasını öğrenmeyi bekleyen bir Elazığ var.
Ve şu soruyu bir çok esnafın kendine sorması gerekiyor. “kendi insanımızı yeterince koruyor muyum?” Neden çoklu yapılanmaların artık bir başarı olduğuna inanmıyor ve ortaklıkların geçmişten gelen bir kırılma ile yeniden yaşanılacağını düşünüyoruz? Üretim, üretim, üretim. Elazığ üretmedikçe komşu illerden “Küp Şeker, Helva, Kağıt, Ayakkabı, Hırdavat, Tekstil vb.” ürünleri ithal etmeye devam edecektir. 90 km ileriden gelen bir malı %30-40 kar ile satmak yada, kendi üretimi ile 90 km ilerisi olan illere pazarlamak. Ve sanırım bir rahatlıkta var bu şehirde! Birkaç sanayici dışında üretmeyi düşünen seven yok gibi. Öyle işletmelerimiz var ki, Elazığ’a “ürün satamama” sıkıntısı çekiyor. Bu pahalı olduğundan mı? Asla değil! İstanbul’a, İzmir’e, Ankara’ya, Antalya’ya, Malatya’ya, Kars’a, Trabzon’a, Tekirdağ, Edirne’ye ve Türkiye’nin bir çok iline ürün satan, hammadde gönderen işletme Elazığ’da malzeme satamıyor!!! Bu noktada eksiklik bu işletmede mi? Sanmıyorum!
Eleştirmek fazlaca güç ve düşünce gerektirmez! Aklınıza o an yüzlerce eleştirecek konu bulabilirsiniz. Ama hataların ayıklanmasının başlangıcı kişinin ve kurumların temelinde yine bizler varız. Elazığ bu bozulan ticari yapısını değiştirmelidir. Tarihe yorumlamak gerekirse, 700 yıl öncesinde bu yaşadığımız topraklarda meydana gelen kıskançlık ve aşırı bencillikten kalan duygularda var olsa gerek. Harput’a atıf edilen bir söz gibi… “çağırmazlarsa küsek, çağırırlarsa gitmeyek” misali. Kıskanma ve neden ben değil! O! Sorgularını, kazanmak ve daha fazla kaybetmek istemiyorsak bırakmalıyız.
Bu şehrin sosyal ve kültürel yapısındaki değişikliklerin hepsinin temeli Ticari yapıdaki kırılma değildir elbette. Bir çok sebeplerde vardır. Şu an için konumuz ve ağırlığımız ticari yapıdır. -Kültürel kayıplarımız için bir başka yazı yazacağız- Harput tarihi boyunca Ticaret merkezi olmuştur. Bu şehrin ticari devamlılığının olmamasında bir diğer etkende Ermeni tehciri döneminde ermeni vatandaşlarımızdan alamadığımız ve yok ettiğimiz sanattır. Bu konuda başlı başına bir çalışma ister.
Son olarak bu yapıdaki sorgular çokça ama belirgindir. Yapmamız gereken günün şartlarına uygun olarak siyasi güç kazancımızı şehrin menfaatleriyle bütünleştirmektir. Aksi halde, sayın Mehmet Ağar Başbakan bile olsa biz hala tayin-terfi için kapı aşındırırsak lütfen ama lütfen suçu sayın Ağar’a, Özal’a, Erdoğan’a yada Çetinkaya’ya vurmayalım. Önce kendimizi sorgulayalım! Biz nerde hata yapıyoruz?
Öncelikle destek olmak, kurbağa olmamak, alkışlamak ama başarıyı. Forum sayfasında yazıldığı gibi bu şehir saygıyı hak etmeli! Bu şehir Ferrokrom için yürümedi! Teşvik içinde! Ama bu şehir saygıyı hak etmeli…
|